ÇAYDANLIK

ALS vs Şaklabanlık

Hakan Aytaç - 1 Eylül 2014

Son günlerin yeni sosyal medya şaklabanlığını hepiniz duymuş, görmüşsünüzdür. Daha doğrusu güzel bir amaçla başlayıp cılkı çıkarılan bir diğer yeni kampanya girişimini…
ALS hastalığına dikkat çekmek ve bağış toplamak için, "Kafanızdan bir kova buzlu su mu dökmek istersiniz, yoksa ALS için 100 dolar bağış yapmak mı?" sloganıyla başlatılan kampanya fark edilmesi, konuşulması bakımından yaratıcı bir fikirdi doğrusu. Kampanyaya göre, bir kova buzlu suyu başından aşağı döken kişi, en az 3 kişiye meydan okuyarak onlardan da aynısını yapmalarını istiyor. Meydan okunan kişiler de eğer 24 saat içinde başlarından aşağı su dökmezse ALS hastalığı için verilen hesap numarasına 100 dolar bağışta bulunuyor.

ALS vs Şaklabanlık

Yayılma ve duyulma hızına bakıldığından başarılı olduğu kuşkusuz. Çünkü artık hepimiz ALS hastalığını duymuş, birkaç meraklı azınlığımız da hastalık hakkında detaylı bilgi sahibi olmuş durumdayız. Ancak iş yine her zaman olduğu gibi amacından saptı ve birileri kampanya yerine kendilerine dikkat çekmeyi tercih etti. Yeniden!
İçlerinde kimler yoktu ki? Dünyadaki örnekleri bir kenara bırakırsak, Türkiye'deki örneklerden hangi seviyede olunduğu konusunda iyi fikir sahibi olabilirsiniz. Hülya Avşar, Demet Akalın, Burcu Esmersoy, Şahan Gökhabar falan filan… (Kuşkusuz herkesin amacını aynı kefeye koymadığımız için bazı isimlere pozitif ayrımcılık yapıldığını itiraf etmek gerekir!)
Futbolculardan, oyunculara, mankenlerden siyasetçilere, şarkıcılara kadar birçok kişi kendi videolarını çekerek sosyal paylaşım sitelerine koydular. Bir insan en çok neyine güveniyorsa orayı ön plana çıkarmaya çalışırmış derler. Kendini var eden şeyi kendi metası haline getirerekten, "Türkiye'nin en güzel iki kadınına meydan okuyorum" sözleriyle hastalığı geri plana iten aklıevveller sayesinde, ALS hastaları ve hasta yakınları değil memnun olup teşekkür etmek, ne yaparsanız yapın ama hastalık üzerinden eğlence yaratmayın diye yalvarmaya başladılar!
Meydan okumak hiç bu kadar kolay olmamıştı. Zira cesareti, ne kadar uzun yırtmaçlı veya dekolteli giydikleriyle ölçen bir camianın böylesine basit bir kendini gösterme fırsatını kaçıracaklarını düşünmüyordunuz herhalde. Hep mi aynı isimler tekrarlar durur böylesine muhabbetleri, artık şaşıramamaktan sıkılmaya başladık be anacım!


Kimse de bir kova buz dökmek yerine 100 dolar bağışlamayı tercih etmediğine göre, hem kampanyanın mantığını anlamayacak kadar aklı gidik, hem de gerçekten ne kadar yardımsever olduklarını böylelikle ispatlamış oldular.
Zira, Cem Yılmaz, Arda Turan, Kıvanç Tatlıtuğ gibi parayı koyacak yer bulamayacak kadar kazanan isimlere rağmen toplanan yardım hafta sonuna kadar 207 bin TL'ye kadar ulaşabildi. Rakam açıklanıp da millet "Ulan kıtıpiyoslar, siz kimi seviyorsunuz!" deyince değerli keselerini cansiperane açanlar yardımı iki günde iki katına çıkararak 500 bin TL'ye çıkarabildi! Şimdiye kadar ABD'de 35, tüm dünyada 70 milyon dolar toplanmışken, 7 bin ALS hastası olan Türkiye'de, yalnızca sadece kurulması planlanan klinik için en az 5 milyon dolara ihtiyaç var.
Türkiye'de 14 Ağustos'tan itibaren yayılmaya başlayan kampanya ile çoğumuzun ilk defa duyduğu ALS hastalığını merak edip de Google üzerinden arama yapanların sayısı ise günlük ortalama 50 ile 100 bin arasında kaldı! Paylaşılan videolar ise milyonlarca kişi tarafından izlendi. Anlaşılan yardım ve farkındalık son derece yetersizken biz nakitten çok, bu kuraklıkta fazlasıyla buzlu su harcamış bulunmaktayız en gereksizinden!


Farkındalık mı istiyorsunuz, mesaj vermek mi derdiniz? O zaman buyurun size kampanyaya katılan 25 yaşındaki Filistinli Fadi'nin videosuna bakın:
"Ben Filistinden Fadi. ALS hastalığına destek kampanyası başlatıldığını duydum. Kampanyaya katılmak istiyorum" sözleriyle başlayan 25 yaşlarındaki genç, yanındaki kovayı dökmek üzere başına götürüyor, ancak kovada su olmadığı görülüyor. "Filistin'in tüm su kaynaklarını tüketen İsrail işgali altında yaşıyoruz. Bir İsrail vatandaşı, Filistinliye oranla 7 kat fazla su tüketiyor. İsrail'in Gazze'ye düzenlediği son saldırılarda su şebekelerini hedef alması nedeniyle de şu an yüz binlerce Filistinli gerçek bir su kriziyle karşı karşıya. Bu yüzden kampanyaya katılamadığım için özür diliyorum" diyen Fadi, ALS hastalığın konusunda insanların bilinçlendirilmesinin ne kadar önemli olduğunu vurgularken aynı zamanda, çoğu çocuk ve sivillerin öldüğü İsrail katliamlarına da dikkat çekilmesi gerektiğini söylüyor.
Peki neden bir kova buz diye soracak olanlara da bir alt bilgi olması açısından; insanları buzlu suya yatırdığınızda titreme veya herhangi bir başka tepki gösterdiklerinde ALS hastası olmadıklarının ortaya çıktığını da söylemiş olalım.
Baştan aşağı dökülen bir kova buzlu suyun da aslında tehlikeli olduğu uyarıları da yapılmaya başlandı. "Arkadaş bırak şimdi, şurada iki dakika eğlenmemize izin vermediniz" diyerek karşılanacağından emin olduğumuz bu uyarılara göre, ani solunum ve dolaşım durması, kalpte elektroşok etkisi (yani bir anda kuş kanadı gibi çok hızlı çarpmaya başlayıp durma ihtimali) ani körlük, tansiyon krizi, felç tehlikesi gibi sonuçlara yol açabileceği söyleniyor.
ALS nedir, ne değildir?


Bunca laf ettikten sonra hastalık hakkında da bilgi vermeden geçmeyelim: İlk başta belirtileri yavaş ve sinsi gelişen ALS, bazı ilişkisiz nörolojik durumlarla karıştırılma eğilimindedirler. Hastalığın bulguları çoğu zaman fıtık ile karıştırılıyor ancak fıtık kol ve bacaklarda uyuşma, güç kaybı yakınmaları olmaktadır. Bu yüzden hastalara genellikle fıtık teşhisi konulmakta. ALS'de kol ve bacaklarda güç kaybı erken yorulma, kramp, seyirme, titreme ve ellerde beceri kaybı ile birlikte fıtıktan farklı olarak yüz kasları, çiğneme kasları ve konuşmanın da etkilenebileceği söyleniyor. Kalem tutmak, düğme iliklemek, çanta taşımakta zorlanma, yürürken tökezleme bazı hastalarda ise konuşma veya yutma güçlüğü şeklinde başlıyor. Kontrol edilemeyen ağlama ve gülmeler de görülebiliyor.
İleriki aşamalarda solunum zorluğu başlayan ALS, elektriksel kas ve sinir ölçümü olan EMG ve MRI görüntüleme yöntemi ile erken teşhis edilebiliyor, hastalığın seyri yavaşlatılıp kişinin ömrü uzatılabiliyor.
Türkiye'de hastalığı tam olarak bilen ve teşhis eden doktor sayısı ise beş parmağını geçmiyor. Hastalık ile ilgili araştırmalar için yapılan birçok teste ise hastaların itiraz ettiği ve hastalar çocukları üzerinde test yaptırmaya yanaşmamaları önemli bir engel. Nedeni sorulduğunda ise, ilginç bir şekilde çocuklarında da böyle bir durum varsa bile bunu şimdiden bilmek istemediklerini söylüyorlar.


ALS hastalarının bir başka özelliği de belirli bir kişilik profiline uymalarıdır. Bu hastalar genellikle mesleğinde yükselmiş, zeki, duygusal ve yaratıcı insanlardır. Bazı epidemiyolojik veriler, aşırı efor veya bazı kimyasallar ile bu hastalık arasında bir ilişki kurulması düşüncesine yol açmakta; ancak kesin bir kanı yoktur. Hastanın hızlı ve yakın tıbbi desteğe ihtiyacı vardır. ALS'nin seyri her hastada farklı şekilde olur. Hastalıkta hayatta kalma süresi genellikle 4-6 yıl olarak verilse de, 10 yıl ve üstünde yaşayan pek çok hasta vardır. İyi bir tıbbi ve sosyal destek ile 20 yıldan fazla yaşayan ALS hastaları vardır. Bu farkın nedeni tam olarak bilinmemektedir.
Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/als-hastaligi-kimlerde-gorulur--haberler-1933178/
http://www.avrupagazete.com/saglik/132519-als-hastaligi-nedir-als-hastaligindan-nasil-korunulur.html
 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: